Son Şeyler

Showing posts with label teoman. Show all posts
Showing posts with label teoman. Show all posts





Seninle bikaç yıl önce Sandenste tanıştık Teoman abi; gündüzleri sahilde marsık teninle "hav tu piley gitar" kitabını okur, akşamları barın ardından bademlere, müesseseden viski doldururdun. Senlen ne de güzel eğlendik be Teoman abi, manitam "dük gibi, büst gibi adam" diye diye sevdi seni.

Ne yapsan yeriydi, zira Teoman abim işinin ehliydi. 40. yaşgününe 40 seçmece eski manitanı çağırışınla, arkadan elleyen magazinciyi yumruklayışınla, deri ceketin yele saçınla oh papatya, yele saçınla...

Türkiye'nin ilk sanat filmini çektin kimilerine göre. Bakış açısı desen adeta bir yurop sanatçısı; ben diyim britiş sen de ayriş. Kuuluk paçalarından aktı mazgallarımıza, ya da doğmamış çocuklarımızdı o akan, tam olarak emin değildik.

Bir sen, bir de okan okan hepimize tepeden bakan zaten, on yıldır seçkinlikten, özgünlükten, bohemlikten, ruhumuzu dingildettiniz. Ayrıksılık da diyeyim tam olsun hatta, uçurum kenarlarında, "Ay öldüm valla derdimden, hiç buralara ait diilim aslen ben" havalarında.

Lakin bitsin artık bunalımın Teoman abim, müjdemi isterim. Testlerin negatif çıktı; sen aslında bohem değil, bildiğin götçüymüşsün be güzelim.

Ruhun sarışın klibi, klinik bir kanıt gibi dikiliyor önümüzde. Yo dostum yo, bu erotizim değil. Bir meme yanağı, bir ayak bileği, olmadı ense tüyü kadrajı bile almadan, kamerayı yerden 1 metre yukarda (tahminen pipiye takılı halde) gezdirerek çekozladığın erotik klibinle beni ağlattın, lakin gülmekten. Gerçek bir Latin Amerika şaheseri olmuş, hormonlara pardon ruhlara seslenmiş. Ruhlardaki çalkalanma, hatta titretme.

Misal hiç bir düklük iddası bulunmayan, "Beni güzel bi yere yemeğe götür" dudak büzdüğümde, Sefa tepesinde harika bi dürümcü bildiğini dillendiren manitam, bu klibe eminim bayılacak. Ve ona "Tabiyatın bu yarim, al ucuna adını işlediğim mendile sil salyanı, no problemo" şeklinde yaklaşacağım. Ama ısrarla bohem olduğuna direten adam öyle mi ya?




Kolpa Bohem Adamı Tanıyın:

- O; lomo manitalı, kahküllü, renkli çorabıyla ortalıkta zıpır dolaşan kızları, harbi, komik ve yetenekli hatunları çekici bulduğunu deflarca imalayıp, ağına şellafe kezbanı düşürende afiyetle yiyendir, canımsın.

- Onun; her ağzını açışı bir aksan şovu, bir t.şağı nevyork, öbürü london'da. Hiç bizim sefil, sakil, fakir memleketimize ait değilmiş gibi. Ama siz bi de maç izlerken görün kendisini, o düklükten, mavi kandan eser kalmış mı?

- O donuna kadar ecnebi markası kuşanmış dolanıyor; öyle ki gtünü bir uluslarası bayramda pekala göndere çekebilirsiniz. Lakin kıyafetler çıktığında girdiği tribal haller, o teklemeler, o kifayetsizlikler, bize hiç de "kızların teklif ettiği bir" muhitte büyümediğini net olarak anlatmakta. (Teoman abimizi tenzih ediyorum. Ona teklif etmeyen sayıyla 9 kız kaldık, ara ara buluşup bizdeki hatayı konuşuyoruz)


- O herşeyi sizin için sizin yanınızda yaparken, aslen kontrol manyaklığının dibine vurmakta. Ecnebi bohemi svingerda top sektirirken, o sizi bakkaldan bile kıskanmanın bir yolunu bulmakta.


Uzun lafın kısası, "Mesele götçü olmak değil yeğen. Asıl mesele, kendini yıllarca bohemin elebaşısı, lordlar kamarası müsteşarı gibi pazarlamak. Asıl mesele yeğen, senin göte tutkun olman değil, götün senden ne beklediği. Asıl mesele yeğen, o götün devamında insan var insan!"



Biterken,
atgotten arzu masasına "götçüye gittim gelicem" notu bırakıp kayıplara karıştı.
Bi gören bilen varsa mesaj atsın.
Teoman hala ailemizin sanatçısıdır bu arada. Bayramlarda minik totoş şekilli şekerler alıp, el öpmeye gidiyoruz kendisine.
ne göt dendi arkadaş.