Son Şeyler

Showing posts with label türbanlı. Show all posts
Showing posts with label türbanlı. Show all posts

Eminim yeterli empatiyi kuramıyorum. Zira çok fazla türbanlı ya da başörtülü tanıdığım yok. Yine bir "allahsızlar" şehri İzmir'de yetişmiş bulunduğumdan, ananemin otobüste takıp vapurda havalandırdığı eşarbından ötesini çok göremedim.

Bu kısmi körlük, 18 yaşında İstanbul'a varışıma kadar sürdü. Barbie'nin Miami kolleksiyonuna paralel derlenmiş dolabımdan bir postal, iki gömlek, bir de yırtık kot kullanabildim bu sevgili megavaroşta.(Anadolu rock stayla sahte deri montu unutmayalım) O ana kadar sahip olduğum kıyafetlerin geri kalanına, bu muhitteki toplum henüz hazır değildi.

13 yıl geçti hala da hazır değil amk; acans kıyafetiyle Kasımpaşa'ya para çekmeye çıkılamıyor mesela. "Manyadım, mayokiniyle gezcem" demiyorum. (onu birazdan diycem) Çalışırken giydiğim etekle Fatih'te gezebilir miyim? İçimdeki Ayşe Arman'ı uyandırdınız .mınakoayım. Ben öyle delice etek de giymem. Tek demek istediğim kahretsin, demokrasi ne güzel şey! Ama herkes aynı demokrasiden tadacak değil mi?

Duyduğum hikayelerden yola çıkarak, evet kimi örtülü analar Cumhuriyet resepsyonlarına, bazıları ordu evlerine ve kimileri de çocuklarının mezuniyet törenlerine alınmadı ülkemde. Taşranın sesi gibi hor görülmüştür de türban. Çirkin çirkin hareketler ama şaşırmazsın, yaparlar. Askılı giydiği için 16 yaşında kızı yolda durdurup, ağlatana kadar sözle taciz eden polisin amcaoğludur yapan da. Bu iş, bu muhitte, biraz acaip yani.


Örtü Meselesine Nesnel Bakış (o "nesnel" çok havalı oldu lan)

Kişinin kendini istediği yerde örtme özgürlüğüne diyecek bişeyim yok. İnsan değil mi ki canı çekiyor, dilerse kendini PVC kaplatsın, pimapen taktırsın. Ruhu öyle huzur bulacaksa da, buyursun örtünsün. Yanlız bişey söyliim, din hakkında çok kısıtlı bilgiye ve mantığın ışığına dayanarak, örtünmenin dini vecibenin ilk beşinde olmadığını tahmin ediyorum.

Burdan tabi örtünün kullanım şekillerine uzanan bir yolculuk başlıyor. Örtü tam olarak neyi, neleri örtmek için kullanılıyor? Sadece saç olamaz, yıka ve çık en nihayetinde, bu kadar adam yıllardır keşfedemedi mi? Şaka bir yana, her kanalda bir numune sinir sahibi türbanlı görmek konuyu anlamamıza yetti. Türbanla istediğiniz memuriyeti yapmak, istediğiniz eğitimi almak niyetindesiniz sevgili bacım. Ben de istediğim mahallede keyif ve güvenle, askılıyla gezmek niyetindeyim. Hepimiz haklıyız üstelik.

Haksız ve pis olanı bir kez daha söyliyeyim; erkekler.

Açık kadın, bu ülkenin kuruluşundan beri azınlık olmuştur. Açık kadını eve aldığınızda mikropları ölsün diye kaynatmanız gerekir ki, bu da tüm besin değerinin kaybedilmesine neden olur. Bu ülkede kapalı kadınların çoğu ağır ev işçisidir ve emin olun devlet baba, onlara SSK ödememekten sonsuza dek mutlu olacaktır.

Bu ülkede kadınları kanunlar korumaz, adamlar korur. Adamlar pipilerinin vermiş olduğu yetkiye dayanarak, kimi zaman seçerek ve eleyerek kadın koruma hakkını saklı tutarlar. Kadınların bu konuda bir söz hakkı bulunmaz. Adamlar o günkü çıkarları, hayat tarzlarıyla felan alakalı olarak, kadınların hangi konuda söz söyleyebilecekleri konusunda mutabık kalırlar.

Şu sıralar "örtünme özgürlüğümüz" konusunda mutabıklar misal. Oysa ben içinden deniz geçen şehirde, değil mayoyla, haşemayla da denize giremiyorum. Bunu normal adletmem gerekiyor. Çünkü aslında kadınların temel ve genel özgürlüğü adamların skinde bile değil. Yani sevgili türbanlı bacım, beni okuduğunu biliyorum, o kaytan bıyıklar, külhan sesler, senin hakkını savunmuyor.

Ne yaptıklarını Allah bilir. Ben konuyu bir anıyla bağlıycam.

Çok küçüğüm, zaman mekan hatıram yok. Yine bir rehber baba, entel anne klasiği, medeniyetler beşiği Anadolu yollarındayız. Annem bir köyün kahvesine girdi oturdu. Çaykolik kendisi, belli saatte çayını içmezse başı tutar. Zaarif bir el hareketiyle çay söylerken, şortlu bacağıyla sandalyeyi itti, ayağını uzattı. Küçüktüm ama çevrenin bakışlarından ürkünç bişey yaptığını hissedemeyecek kadar değil. Güldü;

- Bu köyün kadınları da bu kahvede ayağını uzatıp çayını içtiği gün, işte o gün, özgür bi ülke olacağız.

Biterken,
Şimdi böyle Türkan Saylan styla anlatmış olsam da, mevzubahis anının sonunda büyük ihtimal, babam bizi kahveden acele ve sinirle toplamıştır. CMYK'mız sıfırlı değerlede olsa da, Türküz neticede.
Ve türbanlı bacım sana dönecek olursak, mesele senin türbanla bir yere girememen de değil aslında, mesele hepimizin, her şekilde, her yere girebilmesi.
Hepimiz mazlumder.