*** Görseli aynen fffound ettiğim gibi koydum. allafaffet!Konsept icabı aslen "kendilerini klonlayan babalar ve piçleri" diye bir yazı şıfttırtmam gerekirdi. Lakin on ay sonra gelen aile saadeti ve zaman zaman vecizelerinden lafı bağlamak suretiyle faylandığımız canım annemden yola çıkmış bulundum bi kere. Gerçi aile içi klonlama son kerte evrensel bi meseledir.
Tüm anneler kendilerini klonlamak ister; bana üreme zincirindeki istisnai oyunlarla gelmeyin.
Oğlan doğrurursa elinden geleni yapar anne milleti, lakin "anne kopyası erkek cinsi ve onların her hususta bikbikleme kaabiliyeti" de tamamen ayrı bir konu. Alfred Hitckok ve Sapık'a kadar giden histerik bir parelel evren orası.
Konumuz, kızlarını second life karakterleri gibi vücuda getirmeye hevesli, kaderi bu kez nakavt etmeye yeminli anneler, annelerimiz.
Ben bu sistemin bir mahsülü olarak dünyaya gelmiş bulunduğumdan, naçizane hayatımın son 12 senesini annemden öğrendiklerimi unutmaya adadım. Fak'at tüm veriler bariz bir biçimde işaret ediyor ki, hiç başarılı olamadım. Aile ziyareti dönüşü evin tüm fayans ve kapılarını çamaşır suyuyla ovmuş bulunmam, bir numaralı kanıtımdır.
Biliyorum kızkardeşlerim, sizin de anneleriniz dönem dönem sizden habersiz upgrade olan bir program gibi, hafızanızın en ikircikli kuytularında nöbet tutuyor."Erkek milletine kesitiğiniz tırnağı dahi vermemeniz" gerektiğine dair bilge savları hatırlatıp, o arada ocağı parlatmanızı sağlıyor.
Nasıl yaptıklarını bilmiyorum; belki uyurken ufak bir cihaz takıyolardır, ya da o leziz yiyeceklerin içinde dna nakletmeyi keşfettiler. Hepsinin süper yemek yapabilmesi tesadüf olamaz, sanmıyorum.
Velasıl, kendi boktan kaderimizi yaşamak için, derhal olaya müdahale etmeliyiz. Buyrun burdan edelim:
1) Annenizin hayatta yapmayacağı bir şey düşünün. Dövme olur bu, hazır ortam tatillikken manitayla outdoor fantezisi olur, içip içip çıtır yavrulara barlarda sarkma olur... Yapın onu!
2) Kıyamam, onun asla kendine layık görmediği pahalı lüksler vardır. Tüketin onu! Hatta abartıp bir masaja 80 lira para bayılın, üstüne de en janjanlısından bi kokteyl için kanyon civarı.
3) Güzel bi yeraltı romanı çakın; Chuck Palaknuik kesmezse Bukowski, çok fena hanımefendiye bağladıysanız mecbur Irvine Welsh. Titreyip kendinize gelin.
4) Bir akşam da oturup yalnız başınıza için. Balkonda bahçede, ince ince düşüncede, umutları hayalleri, yani şeytanın bizi yemek yapmaktan alıkoymak için uydurduğu tüm o keyifli şeyleri, hatırlayın tek tek.
Hiçbiri olmazsa, herhangi bir ocağı parlatmaya kaldığınız yerden, pekala devam edebilirsiniz.