Son Şeyler

Showing posts with label orhan pamuk. Show all posts
Showing posts with label orhan pamuk. Show all posts

Merhaba,

Ben tipik bir beyim bilir kadınıyım. O olmasa buraya yazamam. Yazmayı zaten bilmiyorum. Bi'şey yazacağım zaman beyimi "ekstörnıl hard disk" gibi bi kenarımdan sokuyorum, o şekil klavye başına geçiyorum.
Açıkçası tek başıma bi yere gidememeyi, her yerde beyimin koluna minik bir maymuncuk gibi asılı kalmayı, gün ortasında beyimsiz şehirde yön bulamamayı öğrenmem kolay olmadı.
Ama başardım.
Siyasi ve dinim görüşüm; yetmez ama beyim bilir.
En sevdiğim kelime; penis.
En sevdiğim renk; mor.
Bence bi kadın ancak ve ancak beyi üzerinden prim yapabilir, ondan aldığı güçle ayakta kalabilir.
Kendim dahil tüm kadınlar hakkında, aynen böyle düşünüyorum.

***

Şimdi, böyle bi giriş yaptım çünkü bundan bi iki hafta önce, bu kafanın komik olduğunu düşünmüştüm.
Çünkü tahmin edersiniz, "beyim bilir" kadınlarına tavır olarak karşıyız.
Hep birlikte, top yekün.

Ama bi de işin öbür yüzü var. Her kadına "Hııh, beyi olmasa bi skim olamazdı" diye yaklaşan, karşısındaki dişinin en ufak muvaffakiyet belirtisinde hemen ardında bir destekçi arayan, kadının zenginine, güzeline, çok gezenine, keyfi yerinde olanına asla tahammülü bulunmayan bir toplumuz.
Bu toplumun büyük çoğunluğu ise, yine biz kadınlardan oluşuyor.

"Karı gibi" kalıbının pejoratif anlamı, bir başka yazının konusu...

Şimdi gelin itiraf edelim, ben dahil hepimiz, başarılı manitaya sahip kadınlar hakkında atıp tutmaktan kendimizi alamıyoruz. Onları birer insan olarak görmektense, adama yapışmış kan emici keneler olarak yaftalamaya bayılmaktayız.

Hayatımıza fişşek gibi giren Karolin Fişekçi vaka-i vakvakiyesinde, yine benzer durumlar yaşandı. Kızı bi recm etmediğimiz kaldı, ki bunun sebebi Orhan Pamuh hakkında konuşması. "O benim sevgilim, Allah ne verdiyse seviştik" gibi beyanatlarda bulunması. (ki gerçekten çook ayıp)

Ah Orhanım Pammuhum, onun kekeme ağzı, onun dil kabiliyeti olmadan dünyanın en iyi romancıları arasına girebilmekteki kusursuz başarısı...

Orhan o kadar başarılı ki Allahım, normal bi yazarın kitap girişindeki biyografisi 4 satır sürerken, bunun ki a4'lere sığmıyor. Tam bir ödül avcısı kendisi, tam bir edebiyat şampiyonu. Zaten edebiyatta önemli olan tabii ki, ödüldür. Bugün dünya klasiği olmuş eserlerin yaratıcılarına bir bir bakın, hepsinin salonlarında içi madalya dolu büfeler bulacaksınız.

Neyse ki, konumuz Orhanım Pamuhhumun über goygoya bulandırılmış, teknik kusursuzluk bröveli romanları değil. Pamuk apartmanında oturup, hayatı boyunca bakkaldan ekmek bile almasına gerek kalmadan geçirdiği son kerte steril ve kaliteli yaşam içinde, el değmemiş bir elitizm sembolü olması hiç değil.

Pek saygıdeğer Pammuh anladığımız kadarıyla, kendisinden 30 yaş genç Fişekçi'ye küsküyü az buz değil, 2,5 sene boyunca itelemiş. Karolin de buna bi noktada son derece normal bi insan gibi "Nereye gidiyo la bu ilişki?" diye sormak gereğini duymuş. Ayyy ne büyük kezbanlık!!

Çünkü eğer ünlü bi sanatçıyla beraberseniz, o ilişkiye yaptığınız yatırımın hesabını sormamanız gerek. "Bana seninle ve kreatif enerjinle geçen dakikalarım yeter aşkitom" şeklinde bir teslimiyetçiliğiniz olması lazım.

Orhanım Pamuhhum o noktada sanıyorum o kekeme haliyle yine iki lafın belini bükememiş ve Karolin'e "İlişkimizi babamın bavuluna koydum, şimdi Ermenistan yolunda. Gazoz kapakları ve bir gün." gibi son derece sanatsal - mıymıy bir cevap vermiştir. Ne adam gibi kıza "E tatlım biz sadece yiyişiyoruz sanıyordum, yoksa ilişkimiz mi varmış?" açıklamamış, ne de kızı layıkıyla sahiplenmiştir.

O noktada Karolin'e bi titreme geldi sanıyorum. Durup durup, "Eee, ben de bunları biir bir açıklarım. Medya top üzerindeki kırmızı gecelikli fotoğraflarım altına, hakkımda yarrak yürrek şeyler yazar. Hayat bana güzel." kafasına girmesi, genel deliliğinden değil.

Hep diyorum, gene derim: delirene değil delirtene bakacaksın.

Sonrası tabii, dokunulmaz sanatçı, ulu Nişantaşı büyüğümüz Orhan'dan mahkeme celbi olarak kendini gösteriyor. Çok asil bi hareket, aferim. Medyanın bu celbe "Yuh ulan! Kızı ekmek arası mıh mıh yerken iyiydi." dememesi, cümbür cemaat zevke gelip "Orhan Pamuk'tan emir geldi: Karolin kapa çeneni!!" başlıkları atması çok normal. Öyle ya, genç bi çağdaş sanatçı, üstelik karı, hemide Ermeni karısı, sen kimsin ki koooskoca Orhanımız Pammuhumuza laf atıyon haa?

Büyük resme baktım, hepimiz karı gibi çıkmışız

En başta sen, sevgili rekortmen edebiyatçı Pamuk. Yaşadığı şeyin ne önünde ne arkasında duramayan, kadını lanetlemeye dünden teşne bir toplumda, el ele tutuşup, göz göze bakışmış olduğun bi insanı, sik gibi ortada bırakan ve bu insanla ancak avukatı üzerinden iletişim kurabilen dahi sanatçı!! Karı gibi kaçmışsın işte, ötesi var mı?

Peki ya bizler? Medyasıyla, twitleriyle, sözlükleriyle "Yaa işte kızım, çok konuştun, aldın celbini", "Reklam yapmaaa şellafe", "Bunlara az bile, vurun kahpeye" çığlıkları atan sevgi dolu kalabalık? Ne güzel vicdanmış bizimkisi.

O zaman hiç biriniz "2 yıllık sevgilim, aslında sevgili değiliz açıklayıp kaçtı" diye ağlaşmayın. Sakın ola beyiniz hakkında ağzınızdan iki dirhem söz kaçırmayın. O izin vermezse değil Ayşe Arman'a, üst kat komşunuz Mualla teyzeye bile konuşmayın. Sonra alırsınız celbinizi, millet kına yakacak yer bulamaz.

Hülasa, Karolin hanım, dünyanın en seksi sanatçısı değil, başı bağlı bi ev kızı olsaydı da sonuç değişmeyecekti. Bu sefer, "gizli şellafe", "sen kim, Pamuk kim?", "Çok koca istiyosan görücü usulü var" diyecektik kendisine. Çünkü aslen Karolin'in kim olduğunun önemi yok. Biz bu muhitte kadınları sevmiyoruz, onları küçümsemek için hiç bir fırsatı kaçırmıyoruz.

Bunu en çok da kadın kadına yapıyoruz ki, erkek dünyasında, ancak erkek kurallarına göre oynayabildiğimiz bu lanet oyunda, puan kazanalım.

Aferim kızlar, aferim. Durmak yok yola devam.

Biterken,
Beni Yiğit K. ile bi ortak paydada erittiniz sonunda, dur bakalım, devamı noolacak?
Şimdi ben aslında yine bi toplantıdayım, çıkışta arıycam, öpüyorum, kıps, bay.