Her makul insan gibi Kurban Bayramı'nın "kurban" kısmından tiksiniyorum. Tiksinmek ağır kaçtıysa, size geçen bayram beni magazin programında yakalayıp, bi iki saat ağlatan o görüntüyü anlatayım dilerseniz. Görüntüde hayvancık kaçmasın diye ayakları kırpıyorlar. Ama dana kardeş toynaksız halde, bi şekil kaçmanın yolunu buluyo bu malların elinden. Bak yine fenalaştım. Polemiğe bile giremicem ya; evet hamburgeri yiyorum, hayır 21. yy'da ibadet maksatlı hayvan kesmeyi anlayamıyorum. Varsa öyle manita, getirin beraber dilleyelim ayol, 100 küsur yazıdır eğleniyoruz beraber, bi delikanlının aramızda lafı olmasın. Oluyosa da keyfiniz bilir ifrit hemşirem, bari gelin de size tatilimi anlatayım, ilerde nasıl güzel bir"gezelim-yazalım" bloggırı olabileceğimin sinyallerini vereyim.
Batı Anadolu Pek Güzeldir Gari
Denize dik uzanan dağların arasında, bereketli alivyon ovaları; tütün, zeytin, üzüm gibi aniden yokolsa gtümüzde patlatayacak mühimlikte bitkiler, bol otlu yemekler, "geliveren, ediveren" eline işlek insanlar... Batı Anadolu az çok budur. Kasabalı kızların şeherliye bakışındaki özlem ve haset, ancak ve ancak kızların selvi/sülün kıvamında olmasıyla açıklanır. Ve malesef İzmir'i bilen bu genellemeyi de bilir ki, yörenin dişileri nedense aynı kalitede erkek doğurmaya muaffak olamazlar.


* Gezinin son durağı Ödemiş ovasının tepesine kurulmuş Birge köyüydü. Tüm aileyi "Taş bir köy evimiz olsun, biz helaya bahçeye de çıkarız" histerisi kapladı. Çünkü dünya tarih mirası kabul edilmiş, ezelden varsıl Birge pek güzeldi. Taa beylikler döneminde, incirin, zeytinin ne ekmeği yendiyse artık, cicilikten çatlayan konaklar inşa edilmiş, her evde bahçe, her bahçede meyva ağacı. Birge'de annemin gözlemeye ekstra ısırgan doğratması, babamın tarihi caminin imamıyla tarih mirasının korunması üzerine entel bir geyiğe dalması dışında bi ilginçlik yaşanmadı. ha bi de annemi sık sık poşumu başörtü olarak kullanmak suretiyle korkuttum.

* Yol üstünde her harabeye koşan, her yıkıntıya tırmanan babey, yılların performansından hiç bir şey eksiltmediğini, dinleyen bulduğu anda Antiyakos'tan girip, Konstantin'den çıkmayı becerdiğini bir kez daha kanıtladı. Pek kibar bir çift olan aile dostlarımız, bu bilgi dolu lektürleri dinledikçe "Ah Yıldırııım, senin hakkını nasıl ödeyeceğiz?" kırıldılar. Hoca durur mu? Patlattı kahkahayı: "Ödemeyi nakit tercih ederim. Döviz de geçer."
Biterken,
Taş olsan 9 günlük tatil, pazartesine yaslanırken dertlenirsin. Ben baya höykürerek ağlıycak gibiyim misal. Bi de b.k gibi fotolar çekmişim afedersiniz. fotoşok felan da tatbik ettim ama oluru buymuş. Amsterdam'ları, Tayland'ları felan da anlatmak nasip olsun diyor, sevginizi nakit tercih ediyorum.