Son Şeyler

Showing posts with label taraftar. Show all posts
Showing posts with label taraftar. Show all posts


Düşünmek taraf olmaktır... (Hikmeti kendinden menkul vecizeler pazarı - 2009)

Futbolu sevmiyor dİtalikeğilim ama onsuz pekala yaşarım. Ofsayt nedir bilirim lakin unutmaya da dünden razıyım. Bir kadın olarak futbolla ilişkimi, düşük östorojen seviyeleri ve kumandayı zaptetmeye üşenmek ile sınırladım, mesafeliyiz. (taraftar kadın hakkında ayrıca yazılacak - bittin kızım sen 80630 ve yoncada bayrakla poz veren şellafe - kendime not)

Fakat tabi ki bu, erkek cinsindeki amansız taraftarlık tutkusu hakkında ahkam kesmeyeceğim anlamına gelmiyor. Hatta hemen size ilk (ve son) maça gidişimi anlatayım.


Yıllardan 97, Zeytinburnu Atatürk Öğrenci yurdunda, her erkeğe düşen 300 gr. kızdan biriyim. En sağlam kankalarım mesut ve egemen ve gürkan. Bu üç genç, yokluğun da verdiği sevecenlikle bana Eminönü'de miyavlayan lahmacunlar ısmarlıyor ve beni yurdun komşusu sanayi mahallesinde, halk ekmek boyutlu sıçanlara karşı kahramanca savunuyorlar.


Velhasıl bu üç kafadar Fenerli, son derece centilmence beni maça götüreceklerini açıkladılar bir gün. Antalya spor-Fener maçıydı Kadıköy'de. Gelmesem küsecek, gelip bir de coşarsam bana tapacaklardı. Kadınım, tapılmaya hayır diyemem. Vapurdan Şükrü Saraçoğlu'na kadar koştuk, geç kalmıştık, öyle diyorlardı. Sonra stadın hemen önündeki düzlükte duruduk. Ciddiyetle etrafımı sardılar ve benden "sonsuza dek fenerbahçeli olma yemini" etmemi istediler. Çok güldüm, ta..ak geçtim ama ciddiyetleri bozulmadı, hatta muhabbete kaynayan 80 kadar taraftar, köfteci ve eli piçaklı dönerci etrafımızı sardı.

O gün, stad girişinde 90 tanıkla ben, hayatımın sonuna dek fenerbahçeli olacağıma dair, namusum, şerefim ve sağlam olsun diye annemin başı üzerine, yemin ettim.

Hikaye bitti gelelim gerçeklere; tanıdığım tüm Fenerlilerin gözüne çekinmeden lastik atabilirim. (siz dahil egemen ve mesut ve gürkan) Nedir aabi bu? Manitadan çok sevmeler, takımı yenilince ev ahalisine küsen koca koca adamlar, birbirini döner bıçağıyla okşamalar, kupa alınca yannışcıktan adam vurmalar?

Geçen Beşiktaş Çarşıya indim, Feneri yendikleri gün, bi porsiyon hamsi kapıcam, yok. Etraf mahşer kalabalığı, gözlerini top bürümüş adamlar, coştukça çocuşuyo. Mahalleyi yıksalar kimse çıkıp "evladım içerde hastam/çocuğum var" felan diyemez. Amaçları kutsal çünkü. kutsii.


Diyelim ki Ursula le Guin gerçekliğinde vice versa, kadınlar olsun taraftar; beş yüz kadın omuz omuza, bir elde biramız, bir elde meşalemiz, böğüre böğüre geziyoruz. "Babanızın pipisine öyle binicez, babanızın pipisi bize hasta alalala"

Ne oldu, hoşuna gitmedi mi? Terapi gibi olcak ama bize de yaaa?


Konu yine uzadı, ama inanır mısınız insan memleketteki erkek popülasyonunun %95'ini bi kalemde harcamak üzereyken bi mahsunlaşıyo böyle... (Dininize küfretsem daha iyi biliyorum, ama tabiyatım böyle, işte bunu seviyorum...)




Galatasaraylılar: Zengindir bu. Lisesinde okumuşu zaten henüz bi kaç tepe yaratıp geldiğinden, öyle çok coşmaz, efendi durur. Gerekirse oturduğu yerden ağır ağır doğrularak ve ince bacakları üzerinde siporcu zerafetinde yaylanarak, adama kafayı kor. (GS liseli ademler hakında ayrıca yazılacak, bittiniz olm siz sapık, tomtom, barnabi - kendime not vol. 2 ) Cebindeki parayla doğru orantılı olarak şaibeli ve şikeli bir kişiliğe bürünebilir. Jipinin yan koltuğunda oturan da zaten çakma sarışındır. Zengin ve züppe değilse kesin özentidir biraz, batıya felan. Tuttuğu ikinci takım Manchesterdır.


Fenerliler: Ay kıyamam, bu çok duygusal, yengeç mi dersin, balık mı, o derece. Kadıköy barlar sokağında içerken, hisli brit yahut seattle havaları dinliyor ve İstanbul'un anadol yakasında oturduğundan kendini özel hissediyor. Takımına yazdığı öyküleri yastığının altında biriktiriyorsa ona nasıl kızabiliriz? Hanımına bir gün çıkıp "You will never walk alone" diyebilmiş mi? Demez de zaten, mazallah incileri saçılır. Onun gözyaşlarını sileceği yegane mendil, sarı lacivert bir üniformadır. Ha bi de Fener yendiğinde çok pis sevişir, ne yazık, çok sık olmaz bu.


Beşiktaşlılar: Çarşı boyz belki de dünyanın gördüğü en yaratıcı tribün ekibi, kendilerini yerinde, dalında, adeta gül gibi seviyorum. Zaten Beşiktaşlı yerinde ağırdır, halktır, emektir. Emekçiliğin verdiği bir eziklik mi artık, yoksa hayatta başka bir avuntu bulamamak mı? Takımının sipora vermediği enerjiyi o slogana harcar. Oysa o kreatif enerjiyle ne metin yazarları yetiştirirdiniz oğlum mutelif ajanslara? Kaç popçu çıkartırdı çarşı, biliyon mu sen? Paraya para demezdiniz ULAN! (Anarşinin A'sıyla başlarım.)

Velhasıl bacılar, son iki tane takım tutmayan Türk erkeği kalmıştı stokta, birini ben kaptım. Milli maçlar olmasa top nedir bilmez.