Son Şeyler

Showing posts with label suada. Show all posts
Showing posts with label suada. Show all posts

Kristal Elma reklam ödülleri, reklamcılardan başka kimsenin skinde değil. İnci sözlükte bi takım ajitasyonlara giriştim, dedeler küfretmek için bile iplemediler misal. Büyük ihtimal bi referandum yapılsa, halk tercihini "reklama maruz kalmamaktan yana" kullanacak. "Ayyyii reklamı dönmeze ben kıçıma hangi pedi alıcağımı nasıl bilirim?" panik yapmıycak. Havamız kimeyse?

Reklam sektörü de diğerleri gibi, içinde tuhaf insan ilişkileri barındıran bi kölelik cinsi. Hani çok eğlendiğimizi, yaratıcılıktan koptuğumuzu felan düşünüyosanız, sallayın. Yok öyle bi halt. Genelde dünyadan en ii işlerinin toplandığı shots dvd'lerine ve fwa'ya bakıp bakıp, işleri pırılından Türklüğe uyarlıyoruz.


Ne var? Çoğu dizimiz "Uyarlama" değil mi? "Ucuz benzer" değil mi? Çok ii, çok yaratıcı çocuklar da var evet. Lakin nası Newyork'taki borsacıyla benim borsacım bir değilse, aynı miktarda parayla oynamıyorsa, reklamcılıkta da durum işte, 5 kuruşa 5 köfte.
(Gossip Girl çakması "küçük sırlar" dizisi daha jenerikten varoş varoş kokuyor. dur bi ilk bölümü izliim, açıcam ağzımı.)

Veee gelelim törensel hadiselereee.

İzlenimsel...


1 Sektörün tüm kızları topuklu giymiş, epey süse vermişti kendini. Ben 10 cm topuk üstünde, sıradan bir trafik lambasından biraz kısayım. Bu sebeple kalabalıkta çok rahat önümü gördüm, netwörking yaptım. Uzun süredir "topuklu ayakkabı" meselesine bir mantık arıyodum, kalabalıkta onu da buldum inanır mısınız?

2 Sektördeki erkelerin çoğu çirkin. Allahaffet ama öyle. Sanki yaratıcı = goblin (kel + hobbit) gibi denklem var memlekette.
3 Sektörde dostluklar çok sıcak. İnsaların bi kavuşması var, sanırsınız İstanbul Metris olmuş, F tipi acans dolmuş. Kimse bu organizasyon olmasa can dostunu göremiycek. Hayır bi de sanki tüm sene birbirimizin kuyusunu kazmaya çalışmadık, fikrini boklaya boklaya helak olmadık.

4 Bedava şarap kalitesiz olur. Bu dünyanın tüm beleşiçengilleri tarafından bilinen bi gerçek. Neyseki rakı var; sahte değilse her türlü gider annem, ben bunu bilir bunu içerim.

5 "Bana verseler bi seneye kalmaz pırıl pırıl ederim" demiyorum ama, daha ilginç olabilir organizasyon. Yaratıcılığı kutlayan bi gecenin sahnesinde, "Birbirini kalabalıkta bulamayan sunucular" harici bi yaratıcılık olmaması normal diil. Manzara şahane ama.

* Yazları Suada'ya yüzerek çıkmaya çalışan selpak satıcısı çocuklar olduğunu duymak, beni maafetti. Muaffak olanı geri suya mı atıyolar acaba?


Biterken,

Bu senenin "sezon finalleri" hakkında yazmayı çok istedim. İstedim ki Ezel bi estetik daha olup Bihter'e dönüşsün. Mezar başında bi fatiha okuyacağına lavuğun gtü gibi "Behlül kaçar aşkım" halaya duran Behlül'den intikam alsın.

Kısmet diilmiş.

Şaka bi yana, Çeşme'ye henüz çifte cemreler "demet ve serdar" düşmemişti. Aile saadeti yaşadım döndüm. Giderken bu kadar pis bırakmış olamam, naaptınız lan İstanbul'a?