
Reklam sektörü de diğerleri gibi, içinde tuhaf insan ilişkileri barındıran bi kölelik cinsi. Hani çok eğlendiğimizi, yaratıcılıktan koptuğumuzu felan düşünüyosanız, sallayın. Yok öyle bi halt. Genelde dünyadan en ii işlerinin toplandığı shots dvd'lerine ve fwa'ya bakıp bakıp, işleri pırılından Türklüğe uyarlıyoruz.
Veee gelelim törensel hadiselereee.
İzlenimsel...
1 Sektörün tüm kızları topuklu giymiş, epey süse vermişti kendini. Ben 10 cm topuk üstünde, sıradan bir trafik lambasından biraz kısayım. Bu sebeple kalabalıkta çok rahat önümü gördüm, netwörking yaptım. Uzun süredir "topuklu ayakkabı" meselesine bir mantık arıyodum, kalabalıkta onu da buldum inanır mısınız?
5 "Bana verseler bi seneye kalmaz pırıl pırıl ederim" demiyorum ama, daha ilginç olabilir organizasyon. Yaratıcılığı kutlayan bi gecenin sahnesinde, "Birbirini kalabalıkta bulamayan sunucular" harici bi yaratıcılık olmaması normal diil. Manzara şahane ama.
* Yazları Suada'ya yüzerek çıkmaya çalışan selpak satıcısı çocuklar olduğunu duymak, beni maafetti. Muaffak olanı geri suya mı atıyolar acaba?Biterken,
Bu senenin "sezon finalleri" hakkında yazmayı çok istedim. İstedim ki Ezel bi estetik daha olup Bihter'e dönüşsün. Mezar başında bi fatiha okuyacağına lavuğun gtü gibi "Behlül kaçar aşkım" halaya duran Behlül'den intikam alsın.
Kısmet diilmiş.
Şaka bi yana, Çeşme'ye henüz çifte cemreler "demet ve serdar" düşmemişti. Aile saadeti yaşadım döndüm. Giderken bu kadar pis bırakmış olamam, naaptınız lan İstanbul'a?