Son Şeyler

Showing posts with label odun adam. Show all posts
Showing posts with label odun adam. Show all posts

Memleketin erkek popülasyonunda anlaşılan möble cinsinin oranı %30 ila %40 arası. Nerdeyse akpnin tabanına tekabül ediyor. Haliyle "Ben made in italy bir armuar -ne demek bilsem içim yanmıycak- takımıyım" diyen adam da oluyor "Möble adam upgarade edilebilir mi?" diye soran bacı da. Sağolun, var olun, yine uzun araştırmalar, yine detaylı gözlem, CSI NY inceliğinde deneysel ortam sonucu damıttığım bilgilerimle burdayım.


* İtalyan Möblesi Adam: Bir möblenin haslığını anlamanın en temel yolu, üretim mekanını incelemektir. Ailesi, möble konusunda bize ciddi ipuçları verir. Soyağacında arsızlık, görgüsüzlük ve hodbinlik olan adamdan maalesef, sağlam möble çıkmaz. İstediği kadar Mia Casa etiketini sallasın, sakın ciğere kitlenen kedi gibi hayallere dalmayın. En nihayetinde bir gün, hatta tarih de vereyim tam olsun, nikahtan hemen sonra bir pazar sabahı, "Güne fresh portakal suyum olmadan başlayamadığımı bilmiyor musun?" diye söylenmeye başlayacak ve bu arada lekeli donunun pijamasından taştığını fark etmeyecektir bile. Bu adam sağlayabildiği tüm lüks ve gösterişe ramen her zaman pahalıya patlar. (2000 Avrodan başlıyo, allahsız!)


* İstikbal Adam: Kim ne derse desin, bunun kendisini bileni bence daha bir makbüldür. Köyünü köylüsünü yadsımaz en nihayetinde, anacığının tarhana kokulu elini öper felan. Şaka bir yana, katır misali sağlamdır bu cins, dar güne, hastalığa, yılların ağırlığına dayanıklı. Kendisinden portatif, daha işlevsel bi model üretilemez belki, en fazla fazla modaya uydurulabilir. Döşemeyi değiştir, üstüne yastık düşün, yanına soft aydınlatma koy, üstüne Chagal reprodüksyonu as. Nerden baksan yıllar süren emek ve prodüksyon masrafı demektir İstikbal adamı değiştirmek; imkansız değil ama "ya rabbi, gençliğine kastın mı var kadın?" diye sorarlar. (Nalet olsun içimdeki anaçlığa!)


* İkea Oğlan: Apartman bebesisidir bu, yanlış olmasın. 40'ına da gelse, aynı oyuncaklı, aynı haylaz, aynı dandik... Tasarımla göz doldursa da, kısa süre sonra ucuza gelsin diye çakma malzemeyle üretildiği anlaşılır. Fazla değişikliğe, taşınmaya gelmez, derhal şakülü kayar. Alanis ablanın "temporary arangements" dediği türden, geçici heveslerin möblesidir. Her türlü özentiliği de bekle öte yandan böylesinden; iki ay clubbing, üç ay manga, "Abi benim Londra da yaşamam lazım, burda kimse beni anlamıyo yaeaa" havaları... İkea oğlan zengin gösterir ama adamı sefalete sürükler.


* Antika Adam: Ya işte bu kullanmayı bilene, on numara bi heriftir ayıptır demesi. Ajda'nın pek eskilerden,"Sevdiğim Adam" şarkısını hatırlayalım; "Sevdiğim adam çok renklidir, içki içer egoist, vazgeçemem ben hiç ondaaan". Yemek yapar, gönül alır, çapkındır, şaraptan anlar, giyinir, gezer, gezdirir. Lakin ve lakin yaşını almıştır, çok kalıplıdır, kıpırdamaz, toz tutar, hiç değişmez ve her zaman ağır kaçar. O ince tepeden bakışlar altında yaşayacak kadının en az iki kilo ta..ak yapması lazım gelir. Çapkınlıksa bu modelde default gelir; Üstünden çok hanımlar geçmiş ve geçecektir aklınızda bulunsun. İster yatıya, ister çaya, antika adam işini fazla iyi bilir.


Velhasıl kelam, ben "Möble Adam'la evlenilir" derken, bedava hediye çeki dağıtmış değilim kimseye. Nerden alırsanız alın, bedellidir erkek milleti. Yine annemden gelsin de, laf bağlansın madem;


Evlilik dediğin keçiboynuzu gibidir,

Bi damla bal tatmak için,

Bi ton odun kemirmek gerekir.


Şu an Photos dergisinin ard kapağı önümde, yukarıdaki yontma arkadaşla bakışıyoruz. Gerçi bakışmak bu durumu pek açıklamıyor; gördüğünüz gibi adamımız ufuklardaki bir takım toprak parçalarını kesmekte. Ben ise daha çok şahsiyetin cilalı kısımlarına göz gezdiriyorum. Velhasıl möble adam keşke böyle birşey olsa. Ama hayır, möble adam, odun adamın bir kademe üstüdür. Yontulmuş, cilalanmış, astar gerilmiş, yatırımlanmışıdır.


Fekat ne hüzünlüdür ki, çoğu zaman kollejlere, özel Amerikan üniversitelerine mal olan bu yatırımlar, ortaya işlevsel bir mamül çıkartmaz. Daha çok İstikbal büfe takımı gibi hantal, modası geçmiş, keskin köşeli ve dayanılmaz kitsch adamlar peydah olur. Bunları separatörlü ofislerde, kolalı manşetlerini birbirine süreterek toplantı dansı yaparken görürsünüz. Her adem evladına karşı bitmez ukalalıkları, küstah sırıtışları, hep özdeki möblenin donuk saman muhteviyatını saklamak içindir.


Ve kızlar, canlarım, güç aşkından mı artık, annemiz "Bundan iyi koca olur" dediği için mi bilinmez, bu möblelerin yaylı sistemine takılıveririz... Peki bu varlıkla hayat geçer mi ulan?


* Geçebilir: Dediğimiz gibi möble, odunun işlem görmüşüdür. En azından lisanı vardır, üretildiği topraktan ayrıldığında felan biraz daha şık bir adama dönüşebilir. Mi acaba?

Maalesef dönüşmez. Lakin siz dönüşerek kariyer delisi, en az onun kadar para kazanan bir kadın olabilir, möble adamı da "bak bu aktiviteler çok trendi" diyerek her türlü ortama sokabilirsiniz. Bu adamların anahtar kelimesi, goygoydur. Bir möbleyi eve soktuysanız onu sık sık cilalayın.

* Möble adamlar genelde evin bir köşesine yerleşir ve oradan ayrılmaz. Yani niyetiniz biran evvel evlenmekse, möble adam çok doğru bir seçenektir.

* Möble adam tüm küstahlığına, herşeyi bilirim havalarına ramen, pek çok basit konularda paralize olur. Onunla beraberken organizasyon yetenekleriniz ziyadesiyle gelişir.

* Möble adam genelde paraya tapar. Siz de aynı şeye tapabilirseniz, hiç sorun kalmaz. Möble adam arada cimrileşse de, hanımını sırf gösteriş budalalığından şık gezdirir. (E bu da nerden baksan çok kötü şey değildir.)

* Möble adam çocuklara karşı sempatiktir. Ama hiç bir canlı cansıza karşı empatik olamayacağından, evlat yetiştirme kısmında genelde sıçar. travmatik çocukluk geçirten babalar klasmanında yeri tahammül edilemezdir. Çocuğu mükemmeliyetçiliğiye boğup, histerisiyle ezer. Möble adamdan yapacağınız kız davulcuya kaçarken, oğlan da büyük ihtimal zurnacı olur.