Son Şeyler

Showing posts with label mesajını yolla bana. Show all posts
Showing posts with label mesajını yolla bana. Show all posts

Ah canlarımmm... Mor ve Ötesi'nin yeni albümleri süper. O kadar güzel ki, ben gibin müzikten anlamayan insanların elinde kendini 5 saniyede yok etme özelliğine sahip (miş). Değişik bir teknoloji.

Morların bize bu albümde aktarmaya çalıştıkları ana tema, Teoman abimizin esasen samimiyette bir dünya lideri olduğu. Hani kendisine "bohem postuna bürünmüş götçü" dediydim ya, şu an tövbe aşamasındayım. Abdest alıp omuz üstümden sarımsak atıyor, eklem yerlerime muska basıyorum.

"Masumiyetin ziyan olmaz", biz değerlendiririz annem. Repoya yatırır, olmadı yıllık masumiyetinize yüzde 76 faiz veririz. Şarkı sözlerimiz topyekün mesaj kaygılı olur ama ne dediği anlaşılmaz misal. Sanat anlatılmaz yaşanır ya, o hesaptan ödetiriz sana, e tabi yersen. Barışarock'ta sahne alıp "Bieez Rakınkok'a çıkmıyoz çünkü kolaya karşıyız, hem kefir çok daha helti" bağrınır, ertesi yıl Fanta gençlik festivalinde boy gösteririz. (fanta portakallı ya, heralde ondan)

Mesajla boğumlama, araya manken kırmalı klip çekeriz. Klipteki kadınlar haşa görsel malzeme değil, klibin teknik ekibine tekabül ederler. Biliriz ki sektörün tüm klipleri, siyah sütyenli kameramanlar tarafından çekozlanmakta ve dahi rejisörler o esnada "ağzıma alırım" dercesine kalem kemirmektedirler.

Çilek fırlatma, dev telefon, sansür çiçeği içme bunlar hep hoş şeyler. Ama en hoşu, Harun'lu masaj sahnesindeki koltukaltı açısı. Harun bağyan olsa, "meme yanağını göstermek istiyor herhal" yorumlardık fekat, burda şairin derdi ne? Peki klibin sonunda "Ay dayanimiccim ne sikko şarkı ya'rab" diye üstünü başını yırtan sözde yönetmen kız?

Harun kardeşim eskiden çok politikti; ekoloji de ondan soruluyordu, sivil toplum bilinci de. Böyle Pelin Batu'yla Starbucks'ta, Sorgun Ormanları'nı konuş konuş helak oluyorlardı. Sonra bi ara Deniz Akkaya'nın Dishy dergisine çıktı Harun. Migren & diare - dabıl penetreyşın ifadeli pozlar vermiş, akabinde kendi kendine yaptığı röportajda "Ya aslında niye bizim hiç grupiemiz olmadı ki? Yoksa kaşlarımı Serdar Ortaç stayla alıyorum diye mi?" sorularına tatminkar cevaplar vermişti. "Sevişmek de balık tutmak gibi iki ikişinin yapabileceği bişey" izahlamıştı Harun. Norveçli yalnız balıkçılar, "Lan biz de hababam nötröjena asılıp duruyoduk ha. Niye aklımıza gelmedi?" bilinçlenmişlerdi.

Demek Pelin kendini tarihe verince, Harun'un mesaj kaygısı da "masaj kaygısına" dönüşmüş. Ki zaten geçtiğimiz aylarda toplum "açılım açılım" diye inilder, bilinci ortalama bir tapire denk olan Nihat Doğan bile "Kürt'le Türk'ün nikahının 1071'de kıyıldığını" muştularken, hiiiç sesleri çıkmadı. Bekledim. Bir gün olsun Alman Liseli, Ace beyazı Türk, upper middle class varoluşlarını unutur, bi ucundan işe destek olurlar diye bekledim. Ama onlar dünden kalan masumiyetleri ziyan olmasın diye çorbaya katmakla meşgullermiş annem.

Vay benim çileli başııım...

Albümü gerçekten dinlesem, burada sözlerden ortaya karışık karnım yarıla yarıla güleceğimden o denli eminim ki. Ne laf cambazlıkları yapıldı kimbilir, ne harf oyunlu cin sloganlar... Neyse ki müzikten anlamıyorum (tekrar) ve böyle sorumluluğum yok. Sizin de mesaj vermek, muhalefet olmak gibi bi sorumluluğunuz yok sayın morlar, gerçekten....

Hayat size güzel ve asıl soru, gönül razı mı yarım ekmek arası solculuğa? Hiç skinizde değilken, memleket sorununa değinir gibi yapmalar niye ki? Bişeye karşı durmak rock müziğin ruhundaysa misal, size özel "mualefet edilecekler" listesi yapıyorum aşağıya.

Lütfen dışına çıkmamaya özen gösterin annem. Öpüyorum harunun kalem kaşlarının ortasından.

Mor ve Ötesi Muhtemel Muhalefet Listesi
- Sıcaklığı doğru ayarlanmamış jakuzi.

- Lime'ı yeterli konulmamış Mohito.

- Siyasetçilerin çorap ve kravatı çıkartmadan sevişmesi.

- Meme yanaklarına RTÜK sansürü.

- Beach klüplere yanaşıp mazot bırakan tekneler (çevrecilik ölmedi ulen!)

- Bu sene de turistlere yamuk yapması muhtemel Akdeniz foku Badem (heyvanat da haddini bilecek mirim)

- Saçkıran.

Biterken...
Bu hafta kolay geçmedi. Sıcaklıkların artmasıyla denizli ve bitkili yerlere göçmek isteyen deli gönül kendini, iş ortamı dertleri ve kötü kalpli blog yorumcularıyla yordu.
Haftanın son günü öğle saati, atgötten arzuyla kalp kalbe karşı geldik de, bi stres attık neyse ki. Ona da burdan bağlanın.