Son Şeyler

Showing posts with label kıskançlık. Show all posts
Showing posts with label kıskançlık. Show all posts

*Kadın kadının kurdudur (ben demedim Romalılar deyor)

Tarihin başlangıcından beri bu konuda bi yazı attırmak isteyen birtek ben değilim. Yunanların ve aslen bizzat bizim büyük tarihçi ozanımız Homeros, İlyada'nın başında konuyu tanrı katında ele almıştır.

Tanrıların dağı Olimpos'ta düğün dernek kurulmuş, şaraplar su gibi akmakta, kah halaya durulup, kah havaya kurşun sıkılmaktadır. Bu organizasyona davet edilmeyen Fesatlık Tanrıçası Eris, tabi boş durmaz ve partinin orta yerine üstünde "En bi şugara" yazan altın bir elma atar.

Zeus'un ifrit hanımı Hera, akıllı kızı Athena ve fingirdek baldızı Afrodit, elmayı hemen üzerlerine alınırlar. Aralarında derhal itişme başlar, "O dedi, bana dedi, en güzel senmişsin dedi" bikbikleyip, en nihayetinde çareyi Zeus'a sormakta bulurlar. Zeus "Kafamı şişirmeyin akşam akşam, gidin filanca dağdaki çobana sorun" homurdanır. Mevzubahis çoban da, günümüzde Orlando Bloom ile suretlenen, Truva'nın kaçak prensi Paris'ten başkası değildir.

Bu üç tanrıça Paris'i bulur ve önünde isterik hallere girerler; biri saçını belertir, biri kalem düşürüp alır gibi yapar, biri götüne melek dayar. Türlü vaat, rüşvet, teşvik derken, Afrodit dağ başındaki çobanın halinden anlar. "Ben sana yaşayan en güzel kadını öneriyorum" bombasını patlatır. Önerdiği hanımsa, o vakitler Yunan kralının zevcesi olan Helen'dir.

Hikayenin devamında az çok hepimizin bildiği üzre; Paris iti Afrodit desteğiyle, Helen'i kaçırır, Yunanlar çok kıl olur, gelir Truva'yı dağıtır, Brad Pitt as Aşil, "Hektooor nerdesin .mınoğlu!!" diye sur dibinde yırtınır. Bu tatsız olaylar, hikayedeki en yakışıklı kişinin topuğuna sıkılmasıyla son bulur.
(bkz. yunan tanrıçaları topyekün kahpe olduklarından böyle donsuz gezer, aksesuar olarak götlerine melek takarlardı)

Gördüğünüz üzre sayın okuyucu, tarih kadın fesatlığı ve kıskançlığı ile şekillenmiştir. En azından gay yunan mitolojisi, bize alttan alttan bunu anlatmakta beis görmez.

Peki nedir bu bitmeyen yarış?

* Tuvalete girdiğinizde, aynada g.tünü - eteğini düzeltmeye çalışan arkadaşınıza, "Kehkeh benimki daha küçük" düşünerek, sahtekar gülücükler atmaktır.

* Kendinizden başarılı/güzel/zengin/iyi koca bulmuş/ciciko giyinmiş/şahane manita yapmış/ortama akmış olanı çekememek ve Facebook ibarelerine lanet yağdırmaktır o sarı odalarda.

* Manitanın 100 m. çaplık halesine giriş yapan her dişiyi, potansiyel pipi hırsızı olarak belleyip azını burnunu kırmaya heves etmektir kimi zaman.


* Adamlar gibi maç yapıp ter atma, tşşk sıkıp tersten marş söyletme, el ense çekip güreşme olasılığımız bulunmadığından, iğne oyası sözler ve afacan güneş ışığı sırıtışlarla geçiştirmektir tüm diş bilemeleri.

* İngiliz'in "Bir kadının kusurunu öğrenmek için, onu en yakın arkadaşına övün" vecizesine konu mankenliği yapmaktır, "dön gtüme dönelim, birbirimizi arkadan vuralım" içtenliğinde.

Peki Niye Ulan?

Romalılar ileri bi medeniyetti; beraber şıçarken siyaset konuşur, hamamlanırken şiir okurlardı evet. Ama inanır mısınız kadın o dönemde de, sofrada öküz, köle ve tuzluktan sonra gelmekteydi. Hatta eski Yunanda "kadınla aşk bile olmaz, gerçek aşk ibneliktir" felsefesinin pek bi saygı gördüğünü şöyle üstün körü çıtlatayım.

İşte ataerkil kabilenin bin yıllık ahval ve şeraiti budur kızkardeşlerim; bize oynamak için cücük kadar yer verdiler. O iki gtlük yere ulaşmak, orada iki dirhem saadet, bir pinçik iktidar yaşamak için birbirimizi iteklemek, gerekirse ayağını kaydırmak dalaşına tutuştuk. Anlayın artık, iti ite kırdırdılar anneeeem.

Çünkü pek az kadın iş yaşımında muaffakiyet tadıyla sarhoş olacak, ancak üjbeji lokum gibi, üstelik varsıl /entel adam alacak, geriye kalan ezici çoğunluk vasatlarla, alına yazılmışla, kaderin müsaip gördüğüyle yarasına tuz basacaktır.

Bin kadına bir masal düşer bu muhitte; o cam ayakkabı etrafında köpek balığı dönüşleri yapmamız bundan.

Üstelik catfight'ın en büyük abazan fentazisi olduğunu bilmeyen varmola? Ahanda kanıtı.

Velhasıl canlarım, yarın öbür gün o uzun bacaklı hatuna, komşu blogda kişisel günlüğünü tutan bacıya, çirkin şansıyla çıtır manitaları tek tek ayıklayan baldudağa, hem fodul hem kel beyinizin otobüste yanına düşmüş bademe, en gizil ve en acımasız hallerde diş bilerken beni hatırlayın.

Ve unutmayın, biz birbirimizin g.tünü kollamazsak, gelir bi güzel skerler.


Biterken...

Blogger ödüllerinin en iyi yanı, benim gibi "am, sik, göt" yazan blogcuların yarışmaya katılamaması. Halbuki biz topyekün, bi takım yemücüklerin ne yazacağımıza karışamadıkları, internetin özgür çayırlarına ekmiyor muyduk umutlarımızı?
Bünyem kurumsallık tutmuyor neyseki, ÇDS! (çok da skimdeydi- kısaltmalı)