Son Şeyler

Showing posts with label göt. Show all posts
Showing posts with label göt. Show all posts

İlk gençliğim boyunca annem bana erkekler konusunda hiç uygulayamadığım pek çok tavsiyede bulundu. Bu bulunuş esnasında kendi annesinin ona hiç yol göstermediğinden şikayet eder, aldığı öğretiye göre, erkekte aranabilecek maksimum kualifikasyonun "içkisi kumarı olmasın, ha bi de dövmesin"den ibaret olduğunu söylerdi.

Çünkü o zamanlar, dedem uyuyan çocukların üstünden yorganı alır, gider kumara yatırırmış. Bi gün ananemi öyle bi dövmüş ki, kadın kalktığında aynaya bakıp korkmuş. 60 yıl sonra aynı şaşkınlıkla dediğine bakılırsa "Eneee bu adam beni bi dahasına öldürür" fikrine ulaşmış. Sonra işte biri beşikte üç çocuğunu, bi de keçisini alıp kaçmış evden. Devlet ananeme tam iki haftalık işgörmez raporu tutmuş.

Zaman ve Çelik değişirken bazı şeylerin ümit vermeyecek ölçüde az gelişmesi ne acaip değil mi? Teknoljiyi ötemize götümüze sokacak noktaya geldik ama erkekte "kumarı olmasın" dan öteye geçemedik. Hala içkicisi prim görebiliyo mesela erkeğin; "benden adam olmaz" şakılarıyla mızıldayan bi nesil brit emoyla geçti yolculuğumuz. Kah üstümüze kustular, kah otobüsü durdurup çişe çıktılar. Ellerindeki rakıyı alıp, bi biberon tutuşturamadık.

Manitası olan adamlar asıldı mesala, kız henüz evde dururken, başka mecralara yol yapmaları normaldi beyzadelerin. O yolun ulaştığı zavallı köy olarak da, bu hizmeti bandoyla karşılamamız gerekiyordu üstelik. Beyimiz öyle uygun gördüğüne göre, evdeki kız şüphesiz acuzetti, oğlanı zorlan kafeslemişti.

Ya bi arkadaşım ekolünden dalıcam, yoğun istek var. Bi arkadaşım geçen şöyle demez mi?
"Bana yazan evli erkekleri çocuklarına göre katagorize ediyorum artık. Mazallah kreş açsam, orjiye koşcakmışım." Ben bunun üstüne ne diyim?

Hadi biz bu öküzlerle evli olmayanlarız, şimdilik yırttık. Ya evli olanlar? 31 yaşıma geldim, bana sandalye tutan yegane adam, Ali Baba İskender Salonu'nun kel şef garsonudur. Sandalyeye gelene kadar, çorabını tek başına kirliye götürebilen gördünüz mü? "Evli erkek" dediğin, bokunu başkasına temizleten, o da yetmedi picinin bokunu da başkasına temizleten insan diil mi özetle?

O kadar erkek egemen bi toplumda yaşıyoruz ki, taksicilerden bile gider yiyoruz lan. Maaşımın 4'te 1'ini yatırdığım taksici (m)illeti, beni paramla rezil etmenin her gün yeni bir yolunu keşfediyor sanki. Erkekleri "trafik sıkışık, orası yakın" felan diye araçtan tüküremiyormuşsunuz diye duydum taksici amca. Para üstlerini mutlaka veriyormuşsunuz üstelik. Alıcam plakanı, duur, senin de sıran gelicek.

Tüm bunların sebebini söyliim annem; bu ülkenin %80 kadın nüfusu, hayatlarının büyük bölümünü erkekler yüzünden mutsuz geçireceğine ve dahası bunun normal olduğuna inandırılmış durumda. Anneden, haladan davnloğd öğreti gereği beklentiler "Aman beni alsın da, sonra isterse ağzıma sıçsın. Beyimdir, yutarım" seviyesinde.

Yani naapıyoruz Deniz, içimizi şişirdin. Silah mı alalım, ülkece lezbiyen mi olalım?
(Yani çok mantıksız değil ama ben başka şeyler önercem. Önerilerimi evde denemiş değilim, nası sonuçlanır pek bilmiyorum.)

- Çirkefe, hodbine, ite, göte prim vermiyoruz artık bi zahmet. "Bi adam seni üzüyosa, ordan hemen uza" bilinci, atom fiziği değil en nihayetinde.
- Evliye çocukluya kendini rock star gibi hissettirmiyoruz. Değil çünkü, inan evde o da sıçıyo, sifonu lütfeten çekip, fırçayı kullanmıyo. Düşün bu görseli.

- Her fırsatta yalnız dışarı çıkıp, çeşitli aktivitelerde bulunuyoruz. Bu parkta kitap okumak olur, kafede kahvaltı etmek de. Yeterince yalnız kız olursak, yalnız gezen kızın başına gelebilecek doğa olaylarına dirayetimiz artar. Bugün taksici olur bu, yarın apaçi.

- Sırf kafasını yaşamak maksatlı testesteron enjekte edelim diyorum. Lazer epilasyon Grupofoni'de 3 lira 5 lira şimdi. Bi yamukluk olursa gider yeriz lazeri. Onun da kafası ayrıymış.

- Yılbaşında Taksim'e çıkalım mı lan? Anneleri, halaları, teyzeleri alıp topyekün. En büyük fantezim, kadınların tacize uğramadığı bi yılbaşı. Anarşiye vurdum görüyosunuz artık. Du bakalım, ben de sonumu hayırlı görmüyorum.

Biterken,
Başlık bulamadım uzun süre yazıya. Öyle bi kendimden geçmişim, içimdeki küçük feministin kölesi olmuşum...
Bu aralar dolunay; yengeçler mantık sınırlarını ihlal ediyor. Ay tutulacak deyorlar; kızlar ve geyler dehşetle ağlaşıyor. Ve sanırım hepsi geçtiğinde, yine bi skimin değişmediğini görüp, çok şaşıracağız.
"2010 da çok skikti haci yeaa", şeklinde arkasından konuşacağız.





Seninle bikaç yıl önce Sandenste tanıştık Teoman abi; gündüzleri sahilde marsık teninle "hav tu piley gitar" kitabını okur, akşamları barın ardından bademlere, müesseseden viski doldururdun. Senlen ne de güzel eğlendik be Teoman abi, manitam "dük gibi, büst gibi adam" diye diye sevdi seni.

Ne yapsan yeriydi, zira Teoman abim işinin ehliydi. 40. yaşgününe 40 seçmece eski manitanı çağırışınla, arkadan elleyen magazinciyi yumruklayışınla, deri ceketin yele saçınla oh papatya, yele saçınla...

Türkiye'nin ilk sanat filmini çektin kimilerine göre. Bakış açısı desen adeta bir yurop sanatçısı; ben diyim britiş sen de ayriş. Kuuluk paçalarından aktı mazgallarımıza, ya da doğmamış çocuklarımızdı o akan, tam olarak emin değildik.

Bir sen, bir de okan okan hepimize tepeden bakan zaten, on yıldır seçkinlikten, özgünlükten, bohemlikten, ruhumuzu dingildettiniz. Ayrıksılık da diyeyim tam olsun hatta, uçurum kenarlarında, "Ay öldüm valla derdimden, hiç buralara ait diilim aslen ben" havalarında.

Lakin bitsin artık bunalımın Teoman abim, müjdemi isterim. Testlerin negatif çıktı; sen aslında bohem değil, bildiğin götçüymüşsün be güzelim.

Ruhun sarışın klibi, klinik bir kanıt gibi dikiliyor önümüzde. Yo dostum yo, bu erotizim değil. Bir meme yanağı, bir ayak bileği, olmadı ense tüyü kadrajı bile almadan, kamerayı yerden 1 metre yukarda (tahminen pipiye takılı halde) gezdirerek çekozladığın erotik klibinle beni ağlattın, lakin gülmekten. Gerçek bir Latin Amerika şaheseri olmuş, hormonlara pardon ruhlara seslenmiş. Ruhlardaki çalkalanma, hatta titretme.

Misal hiç bir düklük iddası bulunmayan, "Beni güzel bi yere yemeğe götür" dudak büzdüğümde, Sefa tepesinde harika bi dürümcü bildiğini dillendiren manitam, bu klibe eminim bayılacak. Ve ona "Tabiyatın bu yarim, al ucuna adını işlediğim mendile sil salyanı, no problemo" şeklinde yaklaşacağım. Ama ısrarla bohem olduğuna direten adam öyle mi ya?




Kolpa Bohem Adamı Tanıyın:

- O; lomo manitalı, kahküllü, renkli çorabıyla ortalıkta zıpır dolaşan kızları, harbi, komik ve yetenekli hatunları çekici bulduğunu deflarca imalayıp, ağına şellafe kezbanı düşürende afiyetle yiyendir, canımsın.

- Onun; her ağzını açışı bir aksan şovu, bir t.şağı nevyork, öbürü london'da. Hiç bizim sefil, sakil, fakir memleketimize ait değilmiş gibi. Ama siz bi de maç izlerken görün kendisini, o düklükten, mavi kandan eser kalmış mı?

- O donuna kadar ecnebi markası kuşanmış dolanıyor; öyle ki gtünü bir uluslarası bayramda pekala göndere çekebilirsiniz. Lakin kıyafetler çıktığında girdiği tribal haller, o teklemeler, o kifayetsizlikler, bize hiç de "kızların teklif ettiği bir" muhitte büyümediğini net olarak anlatmakta. (Teoman abimizi tenzih ediyorum. Ona teklif etmeyen sayıyla 9 kız kaldık, ara ara buluşup bizdeki hatayı konuşuyoruz)


- O herşeyi sizin için sizin yanınızda yaparken, aslen kontrol manyaklığının dibine vurmakta. Ecnebi bohemi svingerda top sektirirken, o sizi bakkaldan bile kıskanmanın bir yolunu bulmakta.


Uzun lafın kısası, "Mesele götçü olmak değil yeğen. Asıl mesele, kendini yıllarca bohemin elebaşısı, lordlar kamarası müsteşarı gibi pazarlamak. Asıl mesele yeğen, senin göte tutkun olman değil, götün senden ne beklediği. Asıl mesele yeğen, o götün devamında insan var insan!"



Biterken,
atgotten arzu masasına "götçüye gittim gelicem" notu bırakıp kayıplara karıştı.
Bi gören bilen varsa mesaj atsın.
Teoman hala ailemizin sanatçısıdır bu arada. Bayramlarda minik totoş şekilli şekerler alıp, el öpmeye gidiyoruz kendisine.
ne göt dendi arkadaş.