Son Şeyler

Showing posts with label fak yu. Show all posts
Showing posts with label fak yu. Show all posts

Dün akşam Ekümenoplis'in neredeyse tamam halini izleme şansına eriştim. "Şu güzel arkadaşlık ortamını bozmayayım" diye ağlamaktan imtina ettim zorlan. Geçen hafta da Haydarpaşa yandığında ağlamamıştım ama beni gerçekten zorladınız ve pazar sabahını ettik.

Ben Sponge Bob minişleme boyutundayken araya giren, "kültüre doyduk: İstanbul Avrupa Kültür Başkenti 2010" reklamı nihayet, beklenen vodoo etkisini yarattı. Ağzımdan köpükler saçıp, ters dömüş hamaböceği gibi debelenerek bi süre parkede yattım. Neyse ki her zaman böcek değilim, kalktım bunları yazıyorum.

Reklamda İstanbul'un çeşitli mühim yapılarına yansıtılan sanatsal aktivite videoları görüyoruz. "Projeksiyon, oh vat e hip aydiya" diye düşünmeye başlamışken, araya RTE'ye kahkaha patlatan tek insan Bono karışıyor. (Tabi ki yarrakamov tarzı bi göktelene projekte halde) Konserler, semalar, danslar yaşanmış belli ki şehirde. O esnada iğrenç bi trafikte otobüse mahkum bir takım fakir halk da, bunlara bakıyor "ouv" çekerek. Çünkü belli ki, olan biteni ilk defa, o da reklam vesilesiyle görebilmişler.

Bu enfes yaratıcı çalışma, şuursuz ama yetkili insanların elinde cayır cayır yanan Haydarpaşa ile son buluyor, sanırsın nispet. Ve slogan patlıyor: İstanbul hiç bu kadar kültür dolu bir yıl yaşamamıştı.

Hııı çok.

İstanbul içinde bi miniskül kısım, elde kadeh ve şalgam, bi çeşit kültür tüketmiş olabilir. Lakin ezici çoğunluğumuz, her gün nasıl hayatta kaldığımıza şaşırarak, mukavemet sınavı şehir hayatımızı südürmekteydik o sıra. İnanır mısınız, hiç dikkatimizi celbetmedi.

Hiç bu kadar kültürlü geçmemiş yıl, nasıl geçti?
Milyonların yaşam kalitesinin bir arpanın boyu, bir üzümün çöpü kadar iyileşmediği kentte bazı yaşamlar çıldırasıya keyifleniyordu. Misal eski Eminönü belediye başkanı, arsasından kazınca çıkan Bizans sarayını, 13 milyon dolarese Hürriyet emlaktan okutuyordu. Şaka diil, lütfen gülmeyin; bu şehirde belediye başkanlığı yaptıysanız, aldığınız arsayı kazınca - ki sevgili İstanbul'da nereyi eşelesen bi şey çıkar- altından çıkan sizin. Saray, külliye, hamam, kısmetinizde nasıl bir girişim varsa artık.

Bi İstanbul Bizans yerleşkesinin haritalarını, bi de 3. köprü güzergahı planlarını istiyorum zaten. Biraz arazi, biraz da "hukuki açık" alıcak param var ve harcamaktan çekinmeyeceğim.

Bu kültürlü yılda gene, bizim arkadaşları Tophane'de dövdüler. Tasarım giyinen hipster kızlarımızı, ince, hünerli parmaklı, kemik çerçeve gözlüklü oğlanlarımızı, "Allahsızlığı yayma derneği başkanı"ymışcasına patakladılar. O sokağı işgal ettikleri, orayı "galeri açıp, önünde içerek" çirkinleştirdikleri için. Dayakçı mahalle delikanlısının "güzel ve çirkin" algısına herhangi yatırım yapamadık çünkü, cebine de beş kuruş koyduğumuz yoktu. Öfkeyi kurumsallaştırmaya devam.

Başbakan ve çeşitli siyasetsiçileri mutelif hallerde çizenlere laflar hazırlandı, hukuki laflar. Ulan çizer dediğin bir gariban deli oğlan, dengin mi o senin? Bari onla uğraşma. Hadi yumurta protesto değil, çizim de mi diil, be vicdansızın kızı? Gerçi tabi heykele ve resme kılsınız, "put olurlar" diye. Kendinizi putlaştırmaya kıl değilsiniz anlaşılan, öyle erişilmez, öyle dalga geçilemez olan.

Kültür dediğin iki ney, bi klarnet, bi de lazer ve havai fişenk şov değil, kapanışa doğru onu da hatırlatayım. Çocuğuna iki sokak arası oynıycak bir yer ayırmak da, doğru kaynaktan iyi içmesuyu kullanmak da, ömrü trafikte törpüleyetmeyecek toplu çözümleri uygulamak da, birer kültür.
Yani aslında kültür mıçan şehirlere bakın, Viyana'da sokağa opera yayını yapılıyorsa, Roma Collezyum'u kimse otel yapılsın diye okutamadıysa, Barselona plajlarına halk akın ettiği halde, vatandaş da denize girebiliyosa, orada projeksyion ve Bono şovdan bambaşka şeyler de oluyor demek ki.
Toplumsal adalet gibi, acaip şeyler.

İstanbul'un suçu ne, İstanbul nasıl kurtulur?
Tecavüz ve kötü yola itilmeli fimlerden öğrendiğimiz şey, madurenin asla iflah olmadığı, ancak ardından ağlandığı gerçeğidir.
Hayatımızın kadını İstanbul'a bu olmasın, bi tane daha yok çünkü.


Biterken,
Yakında hazır olur, Ekümenopolis izleyerek, bu makus gidişatı en azından azıcık rahatsız edebilirsiniz.
Haftasonun lafı "MV pozitif mi pampa?" idi. Off ya, anlatırım.
Sevenleri ürkütmeyin. Sevenler siz de bi zahmet ürkmeyin.